Bu çalışma, 2005 sonrası dönemde Türkiye Sanayi Üretim Endeksi’nin (SÜE) dinamiklerini yapısal kırılmalar ve doğrusal olmayan rejim değişimleri çerçevesinde incelemektedir. Analiz kapsamında SÜE verisi; arındırılmamış, takvim etkilerinden arındırılmış ve mevsimsel düzeltilmiş formları dahil olmak üzere beş farklı türeviyle ele alınmıştır. Geleneksel birim kök testlerinin yetersiz kaldığı serilerde, yapısal kırılmalı testler 2008 küresel krizi ve 2020 pandemisinin yarattığı şokları modelleyerek serilerin durağanlık özelliklerini netleştirmiştir. Sanayi üretimindeki iş döngülerini ve büyüme ivmesini (momentum) ölçmek amacıyla, serilerin logaritmik birinci farkları (büyüme oranları) üzerinden kurulan SETAR modelleri, üretimin düşük ve yüksek büyüme rejimlerinde radikal biçimde asimetrik davranışlar sergilediğini kanıtlamıştır. Özellikle mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, büyümenin belirli bir eşik değeri aştığında kendi kendini besleyen güçlü bir ivme kazandığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular geleneksel doğrusallık varsayımını reddetmekte; politika yapıcıların ekonomik aktiviteyi ve krizlere yönelik teşvikleri yönetirken tek tip doğrusal yaklaşımlar yerine, güncel büyüme rejimini dikkate alan esnek modellere yönelmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
This study investigates the dynamics of the Turkish Industrial Production Index (IPI) in the post-2005 period within the framework of structural breaks and non-linear regime changes. The analysis examines IPI data through five distinct derivatives, including raw, calendar-adjusted, and seasonally adjusted forms. In cases where traditional unit root tests fall short, structural break tests clarify the stationarity characteristics of the series by modeling the shocks induced by the 2008 global crisis and the 2020 pandemic. To measure business cycles and growth momentum in industrial production, SETAR models—constructed using logarithmic first differences (growth rates)—provide empirical evidence that production exhibits radically asymmetric behaviors across low and high growth regimes. Specifically, in seasonally and calendar-adjusted series, it is observed that growth gains a strong, self-sustaining momentum once it exceeds a specific threshold. These findings invalidate the traditional linearity assumption and emphasize that policymakers should shift from uniform linear approaches toward flexible models that account for the prevailing growth regime when managing economic activity and crisis-related stimulus measures.